KKTC’nin ilk Başbakanı Mustafa Çağatay, ölümünün 36’ncı yıl dönümünde Karaoğlanoğlu Mezarlığı’ndaki kabri başında anıldı.

Törene, Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, Meclis Başkanı Ziya Öztürkler, Başbakan Ünal Üstel, Yüksek Mahkeme Başkanı Bertan Özerdağ, T.C. Lefkoşa Büyükelçisi Ali Murat Başçeri, Kıbrıs Türk Barış Kuvvetleri Komutanı Tümgeneral Sebahattin Kılınç, Güvenlik Kuvvetleri Komutanı Tümgeneral İlker Görgülü, Ana Muhalefet CTP Genel Başkanı Tufan Erhürman, bazı bakan ve milletvekilleriyle Çağatay’ın ailesi ve sevenleri katıldı.

Protokol sırasına göre çelenklerin sunulmasıyla başlayan tören, saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla devam etti. Cumhurbaşkanı Ersin Tatar ve Mustafa Çağatay’ın ailesi adına İsmail Bozkurt'un konuşmasının ardından tören sona erdi.

-Tatar: “Uzlaşmacı kimliğiyle Kıbrıs Türk halkına büyük hizmetler verdi”

Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, konuşmasında Mustafa Çağatay'ı 36’ncı ölüm yıl dönümünde anmak için toplandıklarını dile getirerek, dürüst, mütevazi bir dava adamı olan Çağatay'ın sakin, uzlaşmacı kimliğiyle Kıbrıs Türk halkına büyük hizmetler verdiğini ifade etti.

Tatar, 1974 öncesi Limasol'da bir hukukçu olarak, daha sonra bir TMT mücahidi ve komutanı olarak ortaya koyduğu liderlikle dikkat çeken Çağatay'ın siyasetteki başarılarının yanısıra Kıbrıs Türk Federe Devleti'nin Başbakanı ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin ilk başbakanı olarak tarihteki müstesna yerini aldığını kaydetti.   

“İsmail Bozkurt'un da ifade ettiği gibi duvarlar konuşabilse bakalım neleri gördü, nelere şahitlik etti” diye konuşan Tatar, onun her zaman gönlünde ve yüreğinde Kıbrıs Türk halkının hakkı ve hukuku olduğunu söyledi.

Tatar konuşmasında, Çağatay’ın hukukçu kimliğiyle Kıbrıs Türk halkının bir halk olarak bu topraklardaki varlığını sürdürebilmesi için egemenlik temelinde bir mücadeleye her zaman yürek koyduğunu vurgulayarak, Çalışma Bakanlığı yaptığı dönem uzlaşmacı kültürüyle çalışan kesimle ilişkileri iyi yönettiğini belirtti. Tatar, "Bize uzlaşmacı olunması, kavga ortamlarından uzak durulması gerektiğini vasiyet bıraktı" dedi.

Esas olanın Kıbrıs Türk halkının maneviyatı, değerleri, kimliği ve bu topraklardaki varoluş mücadelesi olduğunu kaydeden Tatar, Çağatay’a devlete hizmet eden hayırlı evlatlar yetiştirdiği için de teşekkür etti. Cumhurbaşkanı Tatar, Kıbrıs Türk halkının değerlerinin esas itibariyle unutulmaması gerektiğini ve unutulamayacağını ifade ederek, Çağatay’ın geride bıraktığı izleriyle, düşünceleriyle yaşamaya devam edeceğini belirtti.  “Bizler bir bütünüz. Hayatta olanlar ve aramızdan ayrılanlarla bir bütünüz.” diyen Tatar, aramızdan ayrılanların bıraktığı mirasın, söylediklerinin, düşüncelerinin bizlerle her zaman olmaya devam edeceğini vurguladı.

Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, Kıbrıs sorunundaki gelişmelere de değinerek, yeni bir siyaset yürütüldüğüne dikkat çekerek, “Karşı tarafa geliniz birlikte geleceği inşa edelim, iki devletin iş biriyle çeşitli farklı projelerde birlikte çalışalım diyoruz. Hem Kıbrıs Türk halkının hem de Kıbrıs Rum halkının yararına olabilecek her türlü iş birliğine varız. Benim değerlendirmeme göre bu bir Çağatay kültürüdür.” şeklinde devam etti.

Konuşmasının sonunda Çağatay’ın Kıbrıs Türk halkının geleceği için büyük mücadele verdiğini yineleyen Tatar, “Nur içinde yatsın, mekânı cennet olsun.” dedi.

-Bozkurt: “O dönemde Mustafa Çağatay'ın başbakan olmasının büyük bir kazanç”

Çağatay’ın ailesi adına konuşan İsmail Bozkurt, Çağatay’ın uzun süren siyasal hayatında birlikte, aynı dönemleri yaşadıklarını kaydetti. Çağatay ile en başından çok yakın bir dostlukları olduğunu işaret eden Bozkurt, birbirlerine bağlı ve hep birlikte hareket eden güzel bir ekip olduklarını ifade etti.

Bozkurt, Limasol milletvekilleriyle çok ortak çalışmaları olduğunu, hatta o dönem birlikte parti kurma çalışması yaptıklarını ama gerçekleşmediğini aktararak, sonraki yıllarda meclis içinde hep birlikte hareket ettiklerini belirtti.

Kıbrıs Türk Federe Devleti'nden Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ne geçiş sürecinde Çağatay’ın çok önemli bir görevi olduğuna dikkat çeken Bozkurt, o sürecin de aslında çok kolay olmadığını, dolayısıyla o dönemde Mustafa Çağatay'ın başbakan olmasının büyük bir kazanç olduğunu kaydetti.

Bozkurt, her şeyden önce dürüst bir insan olan Çağatay’ın uzlaşmacı, diyalogcu biri olduğunu vurgulayarak, “Her koşulda ne kadar ters düşseniz de o diyalogu kurabiliyordu.” dedi.

Çağatay'ın tüm hayatında bir özveri görülebileceğini belirten Bozkurt, kurtulma şansı olmasına rağmen diğer tüm Limasollularla birlikte esir kampına gittiğini anımsattı. 

Bozkurt, Mustafa Çağatay dendiğinde bugün çok iyi bir aile babası ve inanılmaz dürüst bir insan hatırlandığını kaydederek, “Politikacıların kaderidir. Ne olursa olsun onlarla ilgili kötü bir şey çıkar. Ölümünden sonra da hiçbir yolsuzluk ya da  benzer bir şey söylenmedi. Mustafa Çağatay nadir kişilerdendi" şeklinde konuştu.  

Son görüşmelerinde Çağatay’a yaşadıklarını anlatan bir kitap yazmasını istediğini söyleyen Bozkurt, kitabı yazmanın zamanı gelmediğini, zamanı gelince düşüneceğini belirttikten sonra kendisine “duvarlar konuşabilse” diye bir cümle ettiğini söyledi.

Konuşmasının sonunda kendisini saygıyla, sevgiyle anıyorum diyen Bozkurt, "Hafızlardan ne kadar güzel bir yer etmişse, hala o yeri muhafaza etmekte. Tarihimizin silinmez izler bırakan şahsiyetlerden biridir. Topluma mal olması gereken biridir. Değerlerimizden biridir.” şeklinde konuştu.