Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) Genel Sekreteri Asım Akansoy, ekim ayında gerçekleştirilecek Cumhurbaşkanlığı seçiminin önemine işaret ederek, “Kıbrıslı Türkler ekim ayı itibarıyla özne olma pozisyonuna yeniden gelecektir.” ifadesini kullandı.
CTP’den yapılan açıklamaya göre, Ada TV’de program konuğu olan Akansoy, gündemdeki konularla ilgili değerlendirmelerde bulundu.
Türkiye Cumhuriyeti’nde yaşanan gelişmelerle ilgili konuşan Akansoy, demokrasi olmadan toplumsal bütünlüğün sağlanamayacağını belirtti ve demokrasi için verilen her mücadelenin önemli olduğuna değindi.
Akansoy, “Ümit ederim bu yaşananlar, Türkiye toplumunun demokrasiye bağlılığı olarak okunur ve el birliğiyle yeniden tesis edilir.” dedi.
“Eğer yabancı yatırımcıya ihtiyacınız varsa, hukukun üstünlüğüne dayalı bir yönetim ve kurumsal yapınızın güçlü olması gerekiyor.” diyen Akansoy, sermayenin istikrarsız alanlara girmediğine dikkat çekti.
- “Çifte enflasyon yaşanıyor”
Ekonomi ile siyasi yapı arasında birebir ilinti olduğunu belirten Akansoy, ülkede de Türk lirası kullanımından kaynaklanan sorunlar bulunduğunu savundu.
Piyasadaki tüm ithal ürünlerin döviz üzerinden adaya geldiğini kaydeden Akansoy, “Çifte enflasyon yaşanıyor.” diye konuştu.
Ekonominin Güney'e kaydığını ifade eden Akansoy, “Kendi dengemizi bulabilmemiz adına istikrarlı bir ekonomik sistemi tesis etmemiz gerekir.” dedi.
“Sayın İmamoğlu’nun diploması üzerine yaşanan tartışmalar bağlamında Milli Eğitim Bakanı’ndan üniversitelerimize sahip çıkan bir açıklama duymadık. Kimse buradaki üniversitelere sahip çıkmadı. Serhat Bey, kendi üniversitesini korumaya çalışıyor ama bu mesele sadece bir üniversiteyle ilgili değil. Büyük bir sorun var, ancak bu soruna karşın Başbakan ve Eğitim Bakanı çıkıp bir şey söylemiyor.” ifadelerine yer veren Akansoy, eğitimle ilgili görüşlerini paylaştı.
Karşılarındaki zihniyetin bir an önce değişmesi gerektiğini savunan Akansoy, “Bu hükümet değişirse, çok şey değişecek. Yaşadığımız enkazın esas sebebi hükümetin beceriksizliğidir. Tüm bunların yarattığı bir tahribat var.” şeklinde konuştu.
Ortaöğretim okullarıyla ilgili değişen ve daha sonra da geri çekilen tüzükle ilgili konuşan Akansoy, ciddi bir yönetsel basiretsizlik örneğiyle karşı karşıya kaldıklarını ileri sürdü.
Okul yönetimlerinin söz konusu tartışmayı yönetebileceğine dikkat çeken Akansoy, herhangi bir kutuplaşma olmadan, herkesin dini görüşüne saygı duyularak sorunların çözülebileceğinin altını çizdi.
“Bir kışkırtma olduğunu düşünüyorum. Bu kışkırtma, Milli Eğitim Bakanı üzerinde de baskı yarattı. Dün öğrendiğim kadarıyla sendikalar ile Başbakan toplantı yaptı. Sayın Başbakan’ın 'bu konu kapanmıştır, tüzüğü geri çekiyorum' dediğini duyduk. Yaratılan tahribatın ve kutuplaşma eğiliminin ortadan kaldırılması olumludur.” diyen Akansoy, okullarda vatandaş olmayan çok büyük bir nüfus bulunduğunu kaydetti.
Türkçe bilmeyen çocukların okullarda eğitim görmeye çalıştığını belirten Akansoy, teneffüslerde kamplaşmalar olduğunu kaydetti.
“Eğitimdeki büyük kaosun ana sebeplerinden biri de kontrolsüz artan nüfustur.” diyen Akansoy, eğitimi yönetmek için bir hedef ve planlama gerektiğinin altını çizdi.
- “Eğitim dosyamız hazır”
“CTP olarak eğitim konusunda ciddi hazırlıklar yaptık. Eğitim dosyamız tamamlandı. Mesleki eğitime önem vermek ve tam gün eğitimi gerçekleştirmek gibi güçlü hedeflerimiz vardır. Sorun sadece konteyner konusu değil, dünya yapay zekâ ile patlama yapıyor. Eğitimde en büyük mesele vizyon meselesidir. Hükümetin ne eğitimde ne de başka bir konuda vizyonu yok. Kapılarımızı dünyaya açmamız lazım. Ne sağlıkta ne eğitimde açık kapımız yok. Herhangi bir noktada başarılı olabilmemiz için temel konularda ortaklaşmak lazım.” ifadelerine yer veren Akansoy, UBP Milletvekili Emrah Yeşilırmak’ın dokunulmazlığının kaldırılmasıyla ilgili kurulan komite konusunda da konuştu.
Akansoy, sözlerine şöyle devam etti:
“Dokunulmazlığın kaldırılması doğru olandır. Emrah Bey’i şimdi suçlamak yanlıştır ama bir süreç başladı. Bunun en doğrusu yargıya gitmesi ve doğru şekilde tamamlanmasıdır. Geçtiğimiz yıllarda Sayın Özgürgün ile ilgili bir durum olmuştu ve dokunulmazlığın kaldırılması UBP milletvekilleri tarafından reddedilmişti. Bu gibi konular siyaset kurumunu yıpratır, şeffaf olmak gerekir.”
Cenevre’de gerçekleşen gayriresmi toplantıyla ilgili görüşlerini de paylaşan Akansoy, toplantının önemli olduğuna işaret etti.
“BM Genel Sekreteri, tarafların farklı görüşlerini aktarabileceği bir ortam yarattı. Görüşleri kenara çekti ve şu an ne yapılabileceğini konuştu.” diyen Akansoy, BM Genel Sekreteri'nin Kıbrıs sorununu çok iyi bilen biri olduğuna dikkat çekti.
Akansoy, “BM Genel Sekreteri'nin bir yıllık süresi kaldı, Kıbrıs sorununda adım atmak istiyor. Kıbrıs’taki durum sürdürülebilir değildir. Var olan durumun değişmesi ve çözüm bulunması gerekmektedir. Güney’de de kuzeyde de farklı hassasiyetler, görüşler olabilir. Günün sonunda çözüm esastır. Bize düşen görev, toplumların beklentisi olan çözümü gerçekleştirebilecek yolu açabilmektir. Cenevre’den çıkan sonuç malumun ilanıdır.” diye konuşan Akansoy, Cumhurbaşkanı Ersin Tatar’ı eleştirdi.
Tatar’ın dört buçuk yıllık görev süresinde “taş taş üstüne koymadığını” savunan Akansoy, “Dünya, ayrı egemenliğin KKTC’nin tanınması anlamına geldiğini ve böyle bir çözümün olamayacağını biliyor. Çözüm hepimizin yoludur, çözümsüzlük ise Tatar’ın yoludur. KKTC’nin tanınmasına dayalı bir çözüm modeli olmayacak. Federasyon öldüyse, geriye çözümsüzlük kaldı demektir. Zemin BM zeminidir ve Sayın Tatar bunu başaramamıştır. Zaman değişim zamanıdır” dedi.