SINIRLARI AŞAN OYUNCUMUZ: OSMAN ALKAŞ

SINIRLARI AŞAN OYUNCUMUZ: OSMAN ALKAŞ

0 38

TEK DİLEĞİ TAKDİR GÖRMEK:“ Yıllarca Lefkoşa Belediye Tiyatrosunda büyük bir mutlulukla çalıştım. “Özveriyle” değil “murtlulukla” demeyi özellikle tercih ediyorum. Çünkü insan sevdiği işi zevkle yaptığında hiçbir zorluk özveri gibi görünmüyor gözüne sanırım.”

Onu yıllarca Lefkoşa Belediye Tiyatrosu’nun sahnesinde izledik. “Torba” isimli televizyon programıyla bir o kadar daha sevdik. Tiyatroculuk yeteneği ve ışığıyla hem ekranlara hem de sahneye çok yakıştırdık. İşte bu sebepledir ki Türkiye sinema ve dizi dünyasına açılmasına, hatta kaliteli projelerde iyi bir yer edinmesine hiç şaşırmadık. Daha geniş kitlelerin izlemesi gereken bir yeteneğin hak ettiği yere gelmesiyle gurur duyduk.

Elbette ülkemizin yetiştirdiği tiyatro, sinema ve dizi oyuncusu Osman Alkaş’tan bahsediyoruz. Osman Alkaş cumartesi geceleri Kanal D ekranlarından izleyiciyle buluşan “Gülizar” dizisinin yoğun temposundan fırsat yaratarak birkaç günlüğüne de olsa geldiği ülkesinde bizlerle keyifli bir söyleşi gerçekleştirdi.

Bakın değerli sanatçımız sizlerle neleri paylaştı:

Sık sık ülkeniz Kıbrıs’a gelme şansı yakalıyor musunuz?

Aşağı yukarı yirmi günde bir birkaç günlüğüne gelip dönüyorum. Set çalışmaları takdir edersiniz ki çok yoğun. Ancak ülkemde de sevenlerim, ailem ve birtakım işlerim var. Birkaç günlüğüne de olsa aranızda olabilmekten çok mutluyum.

Kanal D ekranlarında izlediğimiz “Gülizar” dizisiyle reytinglerde yükselişe geçtiniz. Bunu sağlayan faktör ne oldu sizce?

Dizinin çok güçlü bir kadrosu ve sağlam bir konusu var. Konu ilgi çekici yönde gelişmeye çok müsait ve Türkiye’deki reyting izleyicisi bunu görüyor. Elbette böyle sağlam bir projede yönetmenimiz Çağan Irmak’ın hakkını da vermek lazım. Çağan Irmak ilk dizi çalışmalarına bile adını altın harflerle yazdırmış, oldukça başarılı bir yönetmen. Üstelik sadece dizilerle değil film yönetmenliğiyle de iyi bir isim yapmış. Kısacası Irmak’la sırtımız yere gelmez.

Peki yoğun olarak nitelendirdiğiniz “Gülizar” dizisinin çekimleri nasıl gidiyor?  

Dizide temel olarak üç farklı mekan bulunuyor. Bunların bölgeleri de birbirinden oldukça uzak. Biri Göktürk bölgesinde, biri Cumhuriyet Köy’de biri Reşadiye’de. Dolayısıyla ekip olarak birkaç gün bir yerde konaklıyoruz birkaç gün başka bir yerde. Neticede de bizi mekandan mekana taşıyan çekimler montajla bir araya getirilip izleyiciyle buluşturuluyor.

Bugüne kadar Türkiye’de oldukça kaliteli projelerde yer aldınız. Bunu neye borçlusunuz?

İşi iyi ve profesyonelce yapmak, uyumlu olmak çok önemli dizi ve film dünyasında. Özellikle yapımcılar, TV kanalları ve şirketler yer aldığınız bir projede oyunculuğunuzu beğenirlerse hemen araştırırlar. Eğer oyunculuğunuzdaki başarınız kadar uyumluysanız da çalıştığınız ekip sizden takdirle söz eder ve bu yolunuzu açar. İşte benim başarım da bundan kaynaklı. Bağlı olduğum Asiye Kocaman Ajans’a birçok proje geliyor. O noktada seçiciliğimizi ortaya koyup iyi projelere yöneliyoruz. Anlayacağınız yaptığınız işin hakkını verdiğinizde kaliteli iş gelip sizi buluyor.

Gözle görülür oranda kilo verdiniz. Peki bunun sırrı ne?

Kilo verme serüvenim geçen seneki dizi projem sayesinde oldu aslında. “Bu Şehir Arkandan Gelecek” dizisindeki rolüm icabı hastalanıp hastanede yatmam gerekiyordu. Hastane çıkışında ise rol gerçekçi olsun diye kilo vermemi rica ettiler. O güne kadar çok denediysem de hiçbir zaman kilo vermeyi başaramamış ve inançsızlığımı onlara söylemiştim. Ancak beni bir diyetisyene yönlendirmeyi teklif ettiklerinde “Neden olmasın, bir de böylesini deneyeyim.” dedim. Neticede de 15 günde 10 kilo vererek istedikleri görünüme kavuştum. Sonrasında kendi gönlümle arkasını getirerek toplamda 30 kilo verdim.

Kıbrıs’ta herkes birbirini tanır ancak Türkiye’de tanınmak tam bir şöhret konusu. Peki bundan memnun musunuz?

Özellikle dizi takipçilerinin gözünden kaçmanız mümkün değil Türkiye’de. Bir de Arap kökenli turistler, hatta Yunanlar tarafından büyük bir heyecanla karşılanıyoruz. Fotoğraflar çekinip imzalar dağıtıyoruz. Elbette her oyuncunun gururunu okşayan ,hatta beklediği bir ilgi şöhretin getirdikleri. Yine de zaman zaman insan o ilgiye güler yüz gösterecek morale sahip olamıyor ve bunu karşıya yansıtmamak için dik durmaya çalışıyor. Takdir edersiniz ki bu biraz sıkıntılı bir durum. Bazen kalabalıklardan uzak durmayı tercih etmenize sebep oluyor. Ancak ben bu sorunun cevabını çok sevdiğim bir tiyatrocu arkadaşımdan alıntıyla bitireyim: “Tiyatrocuların karnı alkışla doyar.” İşin gerçeği en büyük kazacımız izleyicinin ilgisidir bu sektörde.

Dönüp arkanıza baktığınızda Kıbrıs’taki sanat yaşamınızı nasıl hatırlıyorsunuz?

Yıllarca Lefkoşa Belediye Tiyatrosunda büyük bir mutlulukla çalıştım. “Özveriyle” değil “murtlulukla” demeyi özellikle tercih ediyorum. Çünkü insan sevdiği işi zevkle yaptığında hiçbir zorluk özveri gibi görünmüyor gözüne sanırım. Sağ olsun memleketlim, değerli dostum Derviş Zaim’in” Gölgeler ve Suretler” filmindeki rolümden sonra birçok teklif yağmaya başladı bana. Belediye Tiyatrosu’ndan emekli olana kadar bekledim ve ne zaman genç ve dinamik bir ekibe tiyatromuzu emanet edip de emekli olunca, o zaman “Neden olmasın?” dedim. Şimdi de tüm yoğunluğuyla işimi severek yapmayı sürdürüyorum. Her zaman bir ayağım ülkemde olacak elbette. Ve mesleğimden tek beklentim takdir görüp sevilmek olacak.

KAYNAK:Havadis

HABER İÇİ (3.REKLAM) GMB REKLAM 728x90px
İlginizi Çekebilecek Haberler